En sevdiğiniz Pc/Konsol Oyunu veya Oyun türü hangisi?

  • 26 Ekim 2006 69192 Bilgisayar Oyunları:

    Bilgisayar oyunları oynamaya başladığım ilk yıllar, o zaman bilgisayarın çoğumuz için hayal olduğu Atari zamanıydı. 1982 yılında ilk defa piyasaya sürülen ve herkesin hemen hemen hatırladığı "Kara Kutu" şeklindeki "Atari" ile başladım. Sırasıyla Commodore 64, Amiga 500, Nintendo G Console ve ilk MMX bilgisayar ile tanıştım.İlk internete girdiğim sene 1995'ti ve ilk aldığım Pc oyunu Tomb Raider.

    Tomb Raider serisinin ben de ayrı ve önemli bir yeri vardır. Lara Croft karakterinin düşük poligonlu ve duvarlara çarparken "Off" diyen haliyle ilk karşılaştığımızda söz konusu mekan Mısır ve Atlantis'di. Daha sonra bana göre kadın karakterli 3D oyunlarda devrim yaratan Tomb Raider 2 Çıktığında uzun süre Venedik, Çin Seddi, Hint Okyanusu arasında gezindim durdum.(Hatta peşinizden ne olursa olsun gezen dangalak uşağı, muslukların Lara'nın boyu kadar olduğu devasa bir mutfakta, buzdolabına tıkamak en zevkli şeylerden biriydi)

    Tomb Raider 3 - Adventures çıktığında, bendeki beklentiyi tam olarak karşılayamamıştı ama, yine de balta girmemiş hint ormanlarından,Antartica'ya kadar Lara ile koşturup durmak yine de eğlenceliydi. (Bu arada çıkan Artifact eklendtisindeki metro inşaatı olan bölüm hala favorilerimdendir) TR3'teki London ve South Pasific bölümleri oyunun en eğlenceli kısımlarıydı.

    İkincil Tomb Raider devrimi, Tomb Raider Last Revelation ile geldi. Tamamıyla Mısır'da geçen oyunun konusu,grafikleri, animasyonları ve oyun içi videolar zamanına göre mükemmeldi. Bir Mısır simulasyonu gibi (çoğu zaman abartılı ve fantastik olsa da), Karnak tapınağını, Ra'yı, Piramitlerin inşa edilme nedenini, Hiyerogliflerin Arkeologlar için önemini ve bunun gibi bir sürü ıvır zıvırı bu oyun sayesinde öğrendik.Fakat bu bölümde "Öldüğü" sanılan Lara, gerçekten kendini tekrarlayan oyun yapısıyla gelişmiş FPS'lerin yanında hayran kitlesini giderek kaybediyor ve ölüyordu.

    Tomb Raider 5 Chrınicles geldiğinde değişen hiç bir şey olmadı. Latex kıyafetler içersinde, moda olan Matrix tribine uyum sağlamaktan başka, ne konu da ne de oynanışta göze çarpan bir yenilik göremedik. Kanımca Chronicles en sönük Tomb Raider oyunu oldu ama, oyunun tamaını hilesiz bitirdiğim için bende ki yeri ayrıdır

    Tomb Raider 6: Angel Of Darkness ile Eidos Core'dan ayrılmış ve tamamen yepyeni bir Tomb Raider vaadiyle oyunu sevenlerine sunmuştu. Lara'nın daha gerçekçi ve insancıl görünen hali, kurşunu biten pistolları ve kot pantolon-ceket takımıyla yeni oyun, bir çok Tomb Raider sever tarafından yerden yere vuruldu. Çünkü oyun mistik havasını kaybetmiş ve Paris'te seri katil peşinde koşturan yeni nesil bir Lara'yı Pc'lere getirmişti. (Oyunun teknik olarak insanı çileden çıkaran özelliklerine değinmeyeceğim)

    Ve 2006 yılında son Tomb Raider (ve belki de en iyi Tomb Raider) oyunu geldi. Tomb Raider Legend! Oynanışı diğer oyunlara göre oldukça kısa süren, fakat gerek karakter modellemeri, gerek seslendirme, gerek çevresel arabirim ve mekanlar olarak tasarlanmış en iyi Tomb Raider'dı. (Senaryo olarak hala L.R.tercih ederim)Oyunun grafiksel ve teknik özellikleri tamamen baştan yaratılmış, yepyeni bir Lara Croft ve yepyeni bir Action-Adventure yaratılmıştı. Yapay zekadaki bir takım problemler ve oyunun basit olması sayılmazsa, iyi bir senaryo ve daha iyi bir yapay zekayla mükemmele en çok yaklaşabilecek TR bu oldu. (Angelina Jolie ile çekilen TR filmlerinin etkisi bariz bir şekilde hissediliyordu).

    Lara Croft karakterinin yıllar boyunca en çok eksikliğini çektiği iletişim-gelişim problemi bu oyunla yoğun miktarda aşıldı.Dağda, kırda ovada özgür kız misali tek başına gezinmekten sıkılan Lara, son teknoloji ekipmanları ve arkadaşlarının dedteğini de bu sefer yanında götürüyordu.Ama her ne olursa olsun, Shotgun'suz, Uzi'siz, At Kuyruğu saçları ve gelişmiş grafikleriyle yeni Lara, o eski zamanlarda aldığımız tadı vermekten çok uzak. Çünkü şu sıralar herşey de olduğu gibi, ambalajı mükemmel görünen oyunların bir çoğunun insana yaşattığı "yeni bir dünya keşfetme" hissi, eski dikdörtgen kafalı karakterlerin zamanına göre çok daha az, çok daha başarısız.

    İlk aldığım oyun olduğu için Tomb Raider'ın yeri ben de oldukça önemliydi. Ama ondan çok daha fazla sevdiğim ve etkilendiğim oyunlar var...

  • 26 Ekim 2006 69193 İlk olarak Atlantis.Bu oyun 4 Cd'den oluşan ve muhteşem grafik&seslere sahip, müzikleri olağan üstü bestelenmiş, şaheser niteliğinde bir adventure oyunuydu.
    Hala orijinal kopyasını aradığım ve bulamadığım nadir oyunlardan birisidir.

    Sanitarum: 3 Cd'den oluşan bu oyun, bir akıl hastanesinde, hafızasını kaybetmiş bir karakterin başından geçenleri anlatan muhteşem bir adventuredı. Load Game - Save Game seçerken mekanik sesli bir kadının seslendirdiği bu menüler oynayan herkesin hala aklındadır. Çok tüyler ürpertici bir oyundu.

    Jedi Knight II: Star Wars evrenine ait tüm oyunları çok sevsem de, en sevdiğim FPS bu oldu. Kyle Katarn'ın darkside-lightside arasındaki seçimine birebir eşlik ettiğimiz bu oyun, bence Pc oyun tarihinin en önemli oyunlarından birisidir.

    Half Life: Şimdilerde 2 ve Ep1 ile ortalığı kasıp kavuran Half Life efsanesi 1998'de başladığında, oyun dünyasında hiçbir şeyin eskidi gibi olmayacağı zaten belli olmuştu. Muhteşem bir kurgu, senaryo, seslendirme , etkileyici atmosfer ve oynanabilirlik Half Life'ı FPS FPS tarihinin en büyük klasiği yapmıştır. Kendinden önce gelen Doom, Duke Nukem, Castle Of Wolfestein gibi efsaneleri bir kenara bıraktıran Half Life tamamen yeni bir devri başlattı.

    Broken Sword 2 : Kız arkadaşını kurtarmaya çalışan bir karakterin muhteşem etkileşim ile oradan oraya koşturduğu macera gerçekten Adventure tarihinde bir klasiktir. Limandaki bekçi klübesinin içindeyken, dışarıdan gelen denizin sesini unutmam mümkün değil

    Dino Crisis: Bu oyun, Pc dünyasında (belkide konsol klonu olduğu için) hakettiği değeri görememiş oyunlardan birisidir. Regina adlı karakter ile özel bir ekibe dahil olarak Dinozorların yaşadığı bir adada kaçık bir bilim adamını yakalamaya çalıştığımız bu Capcom oyunu, müzikleri ve T-rex dövüşme sahnesiyle bence bir ekoldür. (Jurrasic Park ile büyüyen nesil için muhteşem bir Dino-Action'dı bence.)

    Resident Evil II ve Biohazard : Resident Evil 2'yi Claire karakteri ile Pc'de bitirdim. Hayatımda hiç bir oyunda bu kadar tırsmamıştım ve bu kadar sürükleyici bir konuya rastlamamıştım (Saçma sapan bir kaç şey vardı ama, o kadarı da olur) Daha sonra playstationda Jill ile Nemesis ile kapıştım. Karakolda gezinirken Nemesis'in alt kattaki camları parçalaması ve benim elimdeki Dual-Shock'lu joysticki fırlatıp odayı terk etmem bir olmuştur

    Silent Hill: Bu oyunu tanımlamak mümkün değil, çünkü başka bir dünyaya açılan bir portal gibidir. En tüyler ürpertici, en sakin ve aynı zaman da en gerilimli korku-survive oyunudur.

    No One Lives Forever ve NOLF2 : Monolith'in kadınsal Fps ile bir ilke imza attığı, espirileri ve mükemmel bölüm tasarımlarıyla ekol yaratan Nolf'ün en büyük bombası, zeki, kurnaz ve güzel Cate Archer'dı. 1960'larda geçen bir Bond filmini anımsatan Nolf, özellikle 2. oyundaki açılış sahnesiyle bence hala günümüzdeki bir çok oyundan daha güzel ve etkileyici.

    Alien vs Predator : Alien filmlerini seven herkesin Predatoru de sevmesine neden olacak güzellikteki ilk oyundan sonra, Monolith'in katkılarıyla 2. ci oyunda çıktı ve bizi koltuklarımıza mıhladı. Bir Alien olmanın dayanılmaz çekiciliği, Predatorun muazzam gücü bir kenara, elindeki radar ile her yaratık yakşaltığında bizi altımıza sıçmaya mahkum eden Marine ile oynamak en büyük keyif-kederdir.

    Age Of Empires Serisi : Microsoft'un eline yüzüne bulaştırmadığı işlerden biri olan AOE serisi, her strateji manyağı için uykusuz gecelerin anlamıdır. En son AOE 3 ile Pc'me konuk olan oyunda Osmanlı ile oynarken Fatih Topu ile düşmanı yerle bir etmek kadar zeckli bir şey yok.

    Rise Of Legends : Rise Of Nations : İlk oyunu da severdim, ama birbiri arasında dengeli güç dağılımı ve muhteşem ufak tefek icatlarıyla ROL bence en iyi strateji oyunlarından bir tanesidir. Campaing modu da oldukça zevkli olan oyunun en güzel (belki de insan olduğu için) ve oynaması en zevkli ırkı bence Vinci.

    Blizzard Games: Hiçbirini birbirinden ayıramadığım için (World Of Worcraft, Diablo Serisi, Starcraft) dünyanın en mükemmel FRP VE RPG oyunlarını yarattığını düşündüğüm şirketin adıdır. Burada anlatmak istesem ayrı bir sayfa ayırmalıyım, büyüleyici, nefes kesici, hayattan koparıcı fantastik dünyanın mimarıdır.

    Vampire Masquerade Bloodlines: VM: Redemption'ın yeri hepimizde ayrıdır, fakat oynadığım en iyi Rpg olarak Bloodlines'ı bu ünvana layık görüyorum (Fallout falan ayrı, bunun içersinde biraz FPS de olduğu için bana daha çok hitap ediyor). Zaten vampir (Kindred) mitine karşı oldum olası ilgi duydum, bir Malkavian ile Los Angeles sokaklarında gezmeme izin veren bu muhteşem oyunu kişisel favorim seçmemem mümkün değil. Vampirlerle ilgili olarak genelde tercih edilen ortaçağ atmosferine karşın, ben Blade gibi sulandırılmamış Cyber-Future veya Modern Vampir hikayelerini daha çok seviyorum. Geçmişte kaldıklarındansa aramızda olduklarını düşünmek daha güzel. Bu arada oynayanlar için bir not: Jeanette karakteri ile yatmanın bir yolu var, Malkavian oynaması en komik ırk,Ocean House Hotel bölümü F.E.A.R. oyunu kadar korkutucu ve maalesef yeni bir Masq. oyunu gelmeyecek çünkü Troika maalesef iflas etti

    Elderscrolls Oyunları : Morrowind'dan sonra gelen Oblivion oyunu, son zamanlardaki en etkileyici favorim. Muhteşem müzikler ve atmosfer, sonsuz düzenekte geliştirilebilir - planlanabilir karakter ve güzel bir senaryonun tek eksiği, hayvan gibi sistem isteyen grafikler, animasyonların dandikliği ve lineer gibi gözükmese de NPClerin yapması gerekenleri hiç zorlanmadan, direkt o noktaya vardırması. Mesela bir görev sırasında görevi aktif olan Npc, savaşa da girseniz ölmüyor. Bunu bilerek savaşmak pek zevkli değil.

    Star Wars Empire At War: Star War ekseninde geçen en güzel strateji oyunu olduğunu söyleyebiliriz. Ben her zamanki gibi Asiler ile oynamayı tercih ettim, fakat şöyle bir gerçek var ki, eğer Easy seviyesinde oynamıyorsanız, İmperial kuvvetleri Asi'lerin ağzına edecek şekilde güçleniyorlar.Darth Vader'ın karşısına çıkabilecek bir güç yok ve teknolojik birimler olarak arada dengesizlik var. Uzay savaşları kesinlikle kara savaşlarından daha zevkli bunu da belirteyim.

    Grand Theft Auto: İlk oyundan itibaren bu serinin tüm oyunlarını oynadım, bitirdim. Herkesin genel kanısı olan San Andreas üstünlüğüne rağmen, benim kişisel favorim Vice City'dir. Sanırım C.J'in bir looser olması ve zencilerin sürekli gözümüze sokulan yaşam tarzı bana sıkıcı geliyor.

    Şimdilik bahsedeceklerim bu kadar, ama adını anmadığım veya ayrıntıya girmereyerek hakkını yediğim bir sürü oyun var.
  • 26 Ekim 2006 69212 Bloodbilge yalansın sen ne diyim...valla olamazsın gerçek...
    yok yok...böyle oyun oynayan bayan olamaz...
  • 26 Ekim 2006 69217 yok olabiliyor neden olmasın Tüm genellemelerin yanlış oldugu genellemesi dışındaki tüm genellemeler yanlıştır
  • 26 Ekim 2006 69236 elbette oyun oynayan bayanların olduğunu biliyorum ama
    karşımıza çok çıkmadığını kabul etmek lazım
  • 26 Ekim 2006 69237 biz ev kızıyız
  • 26 Ekim 2006 69249 Carmageddon'ı nasıl unuttum ben ya Köpeklerin ve yayaların üzerine araba sürerken frenzy moduna geçen yapay zekanın bir süre sonra sapıtıp, köpeklerin yaya, yayaların köpek gibi davranması oyunun en lezzetli bug ıydı
  • 26 Ekim 2006 69253 PES 5
    PES 5
    PES 5
  • 26 Ekim 2006 69254 Oblivion ı hala oynamaktayım...daha bitiremedim...zamanda olmadı gerçi ama...yok valla itiraf et sen erkeksin dimii...Oblivion özellikle beni şüpheye sevketti...

    o zaman bide araya F.E.A.R. ı da ekleyin...Yeni oldu gerçi ama...
  • 26 Ekim 2006 69261 Neden yazıcıoğlu'ndan çalışıp çalışmayacağı belli olmayan kopya oyun satın almaya çalışan ve sırf böyle masum istekleri olduğu için sexist tavırlara mazur bırakılan, Sims - Mario oynamakla yükümlü bağyan kalıbına sokuluyorum ki Makus talihmidir bu? Oynuyorum dostum Obllivion, Deadra Zırhımı giyip gelicem hatta şimdi
  • 26 Ekim 2006 69267 pes6
  • 26 Ekim 2006 69268 eheeh...ya valla çok karşıma çıkmadığından böyle şaşırıyorum yaa..
    sen yine iyisin bide pes oynayan bi bayan çıktı...neler çekti elimizden bilemezsin
    bu arada bende sims oynarım laf etmeyin
    Obllivion da buglar çıkmasa gelirdim karşına ama buglardan sonra sıkıldım biraz...Şansımada buglar en başında çıktı...ehehehe
  • 26 Ekim 2006 69276 Sen buglarla karşılaşabilecek kadar oyunu çalıştırabildiysen ne ala sana Benim en büyük sıkıntım her saldırıda müzik değiştiği için Mp3 formatındaki müzikleri değerlendirmeye alan Reclock adlı uyuz programcığın köşeden bucaktan fırlamasıydı. O illeti hallettikten sonra teknik anlamda bir problemim kalmadı.Futbol oyunlarını da sevemiyorum çünkü, Fifa98'di heralde (world cup ta olabilir), kuzenim beni bir salon maçında 38-0 yenmişti
  • 26 Ekim 2006 69282 Contra vardı, şu gaztelerin verdiği dandik 8bitlik konsollarda olan bir oyundu. 2 kişi oynadığınızda delirirdiniz çünkü partneriniz sizden geride kaldıysa ilerlemenize izin vermezdi. Ama çok kral bir oyundu, bölüm sonu canavarını geçmek mahallede force ve saygınlık demekti.
  • 26 Ekim 2006 69292 sims ve nfs birbirinden zıt 2 oyun olsa da ben baylıyorum ikisine de
    nfs de duyduğum heyecanı
    simsde de boş vaktimi harcamanın zevkini başka hiç bi oyunda alamıyorum
1 2 3 4 5
Bu sayfaya kullanıcılar tarafından girilmiş olan tüm yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.
2yuz.com hiç bir şekilde yazarlardan, yazılanlardan sorumlu değildir.
Forum RSS iletişim 2006-2014 2yuz.com Tüm Hakları Saklıdır