üye ol
Bir çok ünlü isim, sanatçı, sporcu 2yuz.com üyesidir

Güneş ve siyah betimlemesi..

  • 11 Temmuz 2008 1490540
    puyEnima demiş ki;

    Meltem Sancaktaroğlu'nun yüreğinden kalemine dökülen bir yazıyı paylaşmak istedim..


    Güneşin doğuşunu izlemek insana huzur veriyor…
    Hem de hiç bilmediğim huzurun rengini vaad ediyor olmamış zamanların tünelinde…
    Gece yarısı gibi ürkütücü ve karanlık değil…
    Tiksindirici çıkmazlardan daha masum…
    Daha cıvıl cıvıl…
    Bekleme salonu gibi olan sessizliğimse bir o kadar acıtıcı…
    Her sabah bir bekleme salonundayım sanki…
    Birden beni çağıracaklar…
    Gel artık bitti diyecek sanki birileri…
    Ama her gün beklemekte olanken ben…
    Nedense davete iştirak edemiyorum…
    Çağrı sesi yok…
    Dünyayı sırtlamışım…
    Yorulmuş yüreğim…
    Ama işkence devam ediyor…
    Bekleyişin sessiz işkencesi devam ediyor…
    Günün ilk saatlerinde yaşadığım duygu çeşitliliği bu karmaşalar arasında gidip geliyor işte…
    Körelmemeye çalışan benliğim…
    Bitmeyen yarışım…
    Sessizliğimin rengi…
    Kalbime akan güzellik…
    Ve mutluluk…
    Tıkıyorum kulaklarımı…
    Hengame trafiğin kalabalık insan seslerine…
    Susmuyor bu hayat…
    Bitmiyor sesler…
    Ortalık toz duman…
    Ama korna sesleri arasında bitmeyen küfürler…
    Hala devam ediyor…
    Hiç durmaksızın…
    Kepenkler açılıyor…
    Sokağa çıkmak yasak değil…
    Yıldız savaşları işte…
    Hayatın içinde başlıyor aşka inat…
    Yazılmamış tarihi yaşayan bense…
    Her zamanki gibi solgun…
    Her zamanki gibi ürkek baharı bekliyorum…
    Hazan mevsimim bahar…
    Mavi kuşların bahar sevdalarını anlatıyorum dudaklarımla…
    Usulca…
    Tarihimi yaşıyorum…
    Yazılmamış tarihimi…
    Kendi tarihimi yaşamaya çalışıyorum…
    Kül rengi bir sabahta siyahları kaldırmaya çabalıyorum…
    Üşüyen yüreğime inat…
    Günü boyuyorum ellerimle…
    Çırpınıyorum…
    Devasa bir aydınlık görkeminde…
    Ama olmuyor…
    Yine olmuyor…
    Yüreğimi sebepsiz yere yoklayan deniz dalgayla hiç durmadan bitimsizce sevişiyor…
    Alacalı bir ağaç…
    Bir kayık salına salına yol alıyor okyanuslara…
    Dudağımdaki gülücüklerse karanfil gibi…
    Seni düşünüyorum…
    Pare pare aklıma geliyorsun…
    Dirhem dirhem….
    Aklımdasın…
    Bakışların…
    Isınıyor sevdamda…
    Hem yelkenlim oluyorsun,hem denizim…
    Hem gidenim oluyorsun hem gelenim…
    Kum gibi eriyorum gözlerinde…
    Kokun denizden geliyor burnuma…
    Yosun gibisin…
    Masmavi ve yemyeşil…
    Güneş uyumaya yaklaşırken,vapurların sirenleri olabildiğince güçlü raksediyor gökyüzünde…
    Martılar kaçıyor…
    Herkes telaşlı…
    Bense…
    Yine sana dair…
    Özlemlerle…
    Hasret yankılarıyla dolduruyorum yüreğimin en derin halini…
    Gözlerimi oğuşturuyorum iki elimle….
    Kan çanağına dönmüş bebeklerim…
    Gözlerim…
    Mıknatıs yüküyle yaklaşmı gibi sana bakıyorlar…
    Doyumsuzca….
    Yaşamayı bilmiyorum işte…
    Nasıl olsa ister istemez içimde yenilgilerden bir aşk yaratmışım…
    Ne olur ki…
    Ne çıkar ki…
    Senden ödünç aldığım bu sevdaya yakarsam…
    Yalvarsam…
    Ne çıkar ki…
    Varsın olsun…
    Aşk olsun adı…
    Bu benim sevdam…
    Tertemiz yorganlardan yarattığım kanlı sevdam…
    Adı sen…
    Bir adı da ben…
    Aslolan bu…
    Mıknatıs yüklü sevdalardan yaratılan bir biz…
    Sen…
    Evet sen…
    Sen benim cebime giren en büyük acısın sevgili…
    İşte…
    Sen busun….



    ne demeliyim bilmiyorum yüreğin kadar güzel kelimelerine bitmesin
  • 11 Temmuz 2008 1490912 yüreğine ellerine sağlık meltem cim yine süpper yazmış maşallah


    bu işin sonusun meltem teksin bu alemde
  • 11 Temmuz 2008 1490915 superrrrrr tek kelime ile

    yüreğine kalemine saglıkkk

    eminecim paylaştıgın için tesekkurler


  • 11 Temmuz 2008 1490936 kelimeler yine kalemide dans etmiş
  • 12 Temmuz 2008 1492361 Bense…
    Yine sana dair…
    Özlemlerle…


    burası..tam da burası...hepsi bu!

  • 12 Temmuz 2008 1492466
    Meltem SANCAKTAROĞLU demiş ki;
    IGNORED demiş ki;
    Bense…
    Yine sana dair…
    Özlemlerle…


    burası..tam da burası...hepsi bu!



    Dilek bu yazıdaki o satır senin olsun...


    oldu vallahi
  • 29 Temmuz 2008 1526414
    Duygu Sancaktaroğlu demiş ki;
    puyEnima demiş ki;

    Meltem Sancaktaroğlu'nun yüreğinden kalemine dökülen bir yazıyı paylaşmak istedim..


    Güneşin doğuşunu izlemek insana huzur veriyor…
    Hem de hiç bilmediğim huzurun rengini vaad ediyor olmamış zamanların tünelinde…
    Gece yarısı gibi ürkütücü ve karanlık değil…
    Tiksindirici çıkmazlardan daha masum…
    Daha cıvıl cıvıl…
    Bekleme salonu gibi olan sessizliğimse bir o kadar acıtıcı…
    Her sabah bir bekleme salonundayım sanki…
    Birden beni çağıracaklar…
    Gel artık bitti diyecek sanki birileri…
    Ama her gün beklemekte olanken ben…
    Nedense davete iştirak edemiyorum…
    Çağrı sesi yok…
    Dünyayı sırtlamışım…
    Yorulmuş yüreğim…
    Ama işkence devam ediyor…
    Bekleyişin sessiz işkencesi devam ediyor…
    Günün ilk saatlerinde yaşadığım duygu çeşitliliği bu karmaşalar arasında gidip geliyor işte…
    Körelmemeye çalışan benliğim…
    Bitmeyen yarışım…
    Sessizliğimin rengi…
    Kalbime akan güzellik…
    Ve mutluluk…
    Tıkıyorum kulaklarımı…
    Hengame trafiğin kalabalık insan seslerine…
    Susmuyor bu hayat…
    Bitmiyor sesler…
    Ortalık toz duman…
    Ama korna sesleri arasında bitmeyen küfürler…
    Hala devam ediyor…
    Hiç durmaksızın…
    Kepenkler açılıyor…
    Sokağa çıkmak yasak değil…
    Yıldız savaşları işte…
    Hayatın içinde başlıyor aşka inat…
    Yazılmamış tarihi yaşayan bense…
    Her zamanki gibi solgun…
    Her zamanki gibi ürkek baharı bekliyorum…
    Hazan mevsimim bahar…
    Mavi kuşların bahar sevdalarını anlatıyorum dudaklarımla…
    Usulca…
    Tarihimi yaşıyorum…
    Yazılmamış tarihimi…
    Kendi tarihimi yaşamaya çalışıyorum…
    Kül rengi bir sabahta siyahları kaldırmaya çabalıyorum…
    Üşüyen yüreğime inat…
    Günü boyuyorum ellerimle…
    Çırpınıyorum…
    Devasa bir aydınlık görkeminde…
    Ama olmuyor…
    Yine olmuyor…
    Yüreğimi sebepsiz yere yoklayan deniz dalgayla hiç durmadan bitimsizce sevişiyor…
    Alacalı bir ağaç…
    Bir kayık salına salına yol alıyor okyanuslara…
    Dudağımdaki gülücüklerse karanfil gibi…
    Seni düşünüyorum…
    Pare pare aklıma geliyorsun…
    Dirhem dirhem….
    Aklımdasın…
    Bakışların…
    Isınıyor sevdamda…
    Hem yelkenlim oluyorsun,hem denizim…
    Hem gidenim oluyorsun hem gelenim…
    Kum gibi eriyorum gözlerinde…
    Kokun denizden geliyor burnuma…
    Yosun gibisin…
    Masmavi ve yemyeşil…
    Güneş uyumaya yaklaşırken,vapurların sirenleri olabildiğince güçlü raksediyor gökyüzünde…
    Martılar kaçıyor…
    Herkes telaşlı…
    Bense…
    Yine sana dair…
    Özlemlerle…
    Hasret yankılarıyla dolduruyorum yüreğimin en derin halini…
    Gözlerimi oğuşturuyorum iki elimle….
    Kan çanağına dönmüş bebeklerim…
    Gözlerim…
    Mıknatıs yüküyle yaklaşmı gibi sana bakıyorlar…
    Doyumsuzca….
    Yaşamayı bilmiyorum işte…
    Nasıl olsa ister istemez içimde yenilgilerden bir aşk yaratmışım…
    Ne olur ki…
    Ne çıkar ki…
    Senden ödünç aldığım bu sevdaya yakarsam…
    Yalvarsam…
    Ne çıkar ki…
    Varsın olsun…
    Aşk olsun adı…
    Bu benim sevdam…
    Tertemiz yorganlardan yarattığım kanlı sevdam…
    Adı sen…
    Bir adı da ben…
    Aslolan bu…
    Mıknatıs yüklü sevdalardan yaratılan bir biz…
    Sen…
    Evet sen…
    Sen benim cebime giren en büyük acısın sevgili…
    İşte…
    Sen busun….



    ne demeliyim bilmiyorum yüreğin kadar güzel kelimelerine bitmesin


    Meltemm
  • 29 Temmuz 2008 1526568 süper yazı
  • 29 Temmuz 2008 1526570
    puyEnima demiş ki;

    Meltem Sancaktaroğlu'nun yüreğinden kalemine dökülen bir yazıyı paylaşmak istedim..


    Güneşin doğuşunu izlemek insana huzur veriyor…
    Hem de hiç bilmediğim huzurun rengini vaad ediyor olmamış zamanların tünelinde…
    Gece yarısı gibi ürkütücü ve karanlık değil…
    Tiksindirici çıkmazlardan daha masum…
    Daha cıvıl cıvıl…
    Bekleme salonu gibi olan sessizliğimse bir o kadar acıtıcı…
    Her sabah bir bekleme salonundayım sanki…
    Birden beni çağıracaklar…
    Gel artık bitti diyecek sanki birileri…
    Ama her gün beklemekte olanken ben…
    Nedense davete iştirak edemiyorum…
    Çağrı sesi yok…
    Dünyayı sırtlamışım…
    Yorulmuş yüreğim…
    Ama işkence devam ediyor…
    Bekleyişin sessiz işkencesi devam ediyor…
    Günün ilk saatlerinde yaşadığım duygu çeşitliliği bu karmaşalar arasında gidip geliyor işte…
    Körelmemeye çalışan benliğim…
    Bitmeyen yarışım…
    Sessizliğimin rengi…
    Kalbime akan güzellik…
    Ve mutluluk…
    Tıkıyorum kulaklarımı…
    Hengame trafiğin kalabalık insan seslerine…
    Susmuyor bu hayat…
    Bitmiyor sesler…
    Ortalık toz duman…
    Ama korna sesleri arasında bitmeyen küfürler…
    Hala devam ediyor…
    Hiç durmaksızın…
    Kepenkler açılıyor…
    Sokağa çıkmak yasak değil…
    Yıldız savaşları işte…
    Hayatın içinde başlıyor aşka inat…
    Yazılmamış tarihi yaşayan bense…
    Her zamanki gibi solgun…
    Her zamanki gibi ürkek baharı bekliyorum…
    Hazan mevsimim bahar…
    Mavi kuşların bahar sevdalarını anlatıyorum dudaklarımla…
    Usulca…
    Tarihimi yaşıyorum…
    Yazılmamış tarihimi…
    Kendi tarihimi yaşamaya çalışıyorum…
    Kül rengi bir sabahta siyahları kaldırmaya çabalıyorum…
    Üşüyen yüreğime inat…
    Günü boyuyorum ellerimle…
    Çırpınıyorum…
    Devasa bir aydınlık görkeminde…
    Ama olmuyor…
    Yine olmuyor…
    Yüreğimi sebepsiz yere yoklayan deniz dalgayla hiç durmadan bitimsizce sevişiyor…
    Alacalı bir ağaç…
    Bir kayık salına salına yol alıyor okyanuslara…
    Dudağımdaki gülücüklerse karanfil gibi…
    Seni düşünüyorum…
    Pare pare aklıma geliyorsun…
    Dirhem dirhem….
    Aklımdasın…
    Bakışların…
    Isınıyor sevdamda…
    Hem yelkenlim oluyorsun,hem denizim…
    Hem gidenim oluyorsun hem gelenim…
    Kum gibi eriyorum gözlerinde…
    Kokun denizden geliyor burnuma…
    Yosun gibisin…
    Masmavi ve yemyeşil…
    Güneş uyumaya yaklaşırken,vapurların sirenleri olabildiğince güçlü raksediyor gökyüzünde…
    Martılar kaçıyor…
    Herkes telaşlı…
    Bense…
    Yine sana dair…
    Özlemlerle…
    Hasret yankılarıyla dolduruyorum yüreğimin en derin halini…
    Gözlerimi oğuşturuyorum iki elimle….
    Kan çanağına dönmüş bebeklerim…
    Gözlerim…
    Mıknatıs yüküyle yaklaşmı gibi sana bakıyorlar…
    Doyumsuzca….
    Yaşamayı bilmiyorum işte…
    Nasıl olsa ister istemez içimde yenilgilerden bir aşk yaratmışım…
    Ne olur ki…
    Ne çıkar ki…
    Senden ödünç aldığım bu sevdaya yakarsam…
    Yalvarsam…
    Ne çıkar ki…
    Varsın olsun…
    Aşk olsun adı…
    Bu benim sevdam…
    Tertemiz yorganlardan yarattığım kanlı sevdam…
    Adı sen…
    Bir adı da ben…
    Aslolan bu…
    Mıknatıs yüklü sevdalardan yaratılan bir biz…
    Sen…
    Evet sen…
    Sen benim cebime giren en büyük acısın sevgili…
    İşte…
    Sen busun….



1
Bu sayfaya kullanıcılar tarafından girilmiş olan tüm yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.
2yuz.com hiç bir şekilde yazarlardan, yazılanlardan sorumlu değildir.
Forum RSS iletişim 2006-2014 2yuz.com Tüm Hakları Saklıdır