üye ol
Bir çok ünlü isim, sanatçı, sporcu 2yuz.com üyesidir

Yunan Mitosu.....

  • 13 Kasım 2006 99550




    Yunan mitolojisinde Herakles (Ηρακλής, Roma Mitolojisi'nde Herkül, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene'nin oğludur. Kadına aşık olan Zeus ona kocası kılığında yaklaşmıştır. Herakles'in Zeus'un çocuğu olduğunu anlayan Hera onunla sürekli uğraşmış ve ölümüne neden olmuştur. Herakles doğduğu günden itibaren tanrısal bir kuvvete sahiptir. Hera'nın gönderdiği iki büyük yılanı öldürdüğünde henüz birkaç günlük bebektir. Herakles üstün bir eğitim görmüştür. En iyi yaptığı işler ok atmak, araba kullanmak ve güreşmektir. 18 yaşına geldiği zaman Kitharion ormanlarında yaşayan ünlü canavarı öldürmüştür. Kendisine ödül olarak Thebai kralının kızı Megara verilmiştir. Bu kızdan üç oğlu olmuştur. Hera işe karışarak Herakles'i çıldırtmış, Herakles'te karısını ve çocuklarını öldürmüştür. Suçlarından arınması için Miken kralının hizmetine girip, onun her istediğini yapması gerekmiştir. Kralın Herakles'e yaptırdığı 12 işe mitolojide Herakles'in 12 görevi ve ya işleri denir.


    12 İş Bu 12 iş şunlardır:

    Nemean Aslanı'nı öldürüp, derisini yüzmek
    Lerna gölündeki Hidra'yı öldürmek
    Artemis'in kutsal hayvanlarından Kyreneia geyiğini yakalamak
    Erymanthian dağında yaşayan büyük yaban domuzunu ağla tutmak
    Augias'ın ahırlarını bir günde temizlemek (iki büyük ırmağın yataklarını değiştirip ahırlardan geçirerek)
    Stymphalos'da yaşayan ve o bölgedeki insanların rahatını kaçıran kuşları Athena'nın yardımıyla kovmak
    Girit'e gidip Poseidon'un Minos'a verdiği azgın boğayı getirmek
    Troya kralı Diomedes'in insan eti yiyen kısraklarını yakalamak,bunun için önce Diomedes'i öldürmüştür.
    Amazonlar kraliçesi Hippolyte'den kemerini almak. Kemeri almak için kraliçe ile anlaşmış, ancak Hera'nın kışkırtmasıyla Amazonlar, Herakles'e saldırmış, Herakles'te kraliçeyi öldürmek zorunda kalmıştır.
    Okeanos'un bir adasında bulunan 3 gövdeli dev Geryoneus'un sığırlarını çalmak,
    Hesperidler'in altın elmalarını getirmek,
    Hermes'in ölüler ülkesini koruyan Kerberos adlı köpeği yeryüzüne çıkarmak (Kerberos'u daha sonra geri götürdü).




    12 İş Sonrası [değiştir]Ancak Herakles'in çilesi bunlarla bitmedi. Bu 12 işten sonra sayısız maceralara girişti. Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetinde bir yıl kadın kılığında çalıştı, yün eğirdi. Prometheus'u kurtardı, Troya'yı tahrip etti. Argonatların seferine katıldı. Deianeira ile evlendi, Kentavros Nassos karısına yaklaşmak isteyince onu oklarıyla yaraladı.At adamın kanı gömleğine bulaşmıştı.Her tarafı yanıp tutuşuyordu.Bu acıya daha fazla dayanamadı ve odun hazırlatıp yaktırarak,kendini içine attı. Herakles'in ölümüne başta Zeus olmak üzere bütün tanrılar çok üzülmüş ve onu Olympos'a götürerek ölümsüzlük bağışlayıp tanrıça Hebe ile evlendirmişlerdir.

    Fizik ve moral gücün simgesi olan Herakles Yunanistan'da hem tanrı hem de kahraman olarak saygı ve tapınım görmüştür.

    Roma mitolojisinde Herakles'e, Herkül denilirdi.


  • 13 Kasım 2006 99552 Ölümlü bir baba olan Peleus ile bir tanrıça olan Thetis'in oğlu olan yarı tanrı Aşil (Akhilleus) Yunan mitolojisinin en önemli kahramanlarından biridir. Thetis oğlunu ölümsüzlük nehri Styx'de yıkarken elini suya değdirmemesi öğütlendiği için, onu sol topuğundan tutup suya batırmıştır. Yalnızca oradan vurulursa öleceğine inanılır. Efsaneye göre, öleceğini bildiği halde Helen'i geri almak için yapılan Truva Savaşı'na katılmış ve Truva prensi Paris tarafından sol topuğundan zehirli okla vurularak ölmüştür. Bu yüzden ayak topuğunda yer alan tendona aşil tendonu adı verilir.

    Başka bir anlatı da şöyledir

    Thetis'ten doğacak çocuğun tüm tanrılardan daha güçlü olacağı kehaneti üzerine Thetis Peleus ile yani bir ölümlü ile zorla evlendirilmiştir. Thetis doğan çocuklarının ölümlü taraflarını yok etmek için kocasından gizlice onları doğar doğmaz ateşte yakar ama çocukları bu yüzden ölür. Thetis son oğlu Akhilleus'u (Aşil) ateşe tutarken Peleus onu yakalar. Akhilleus'un sadece topuğu yanmamıştır.

  • 17 Şubat 2007 339358 yazılanlar çok güzel ve bende şiddetle devamını bekliyorum
  • 17 Şubat 2007 339396 pisi pisine ölmüşler be yazık
  • 20 Şubat 2007 345942 Artemis

    Artemis,Yunan Mitolojisine göre Leto ve Zeus kızı,Apollon'nun kız kardeşidir.Doğum yerinin Efes olduğu kabul edilir.Adı Apollon'un adı gibi Yunanca değildir.Dokunulmamış,bozulmamış anlamına gelen "artemes" sıfatından türemiştir.

    Artemis ok,yay ve arabayla yakından ilgilidir.Onun için "hedefi vuran","gümüş yaylı" sıfatları da kullanılmıştır.Yayını sadece avlanmak için değil kardeşi Apollon gibi insanları cezalandırmak ve öldürmek için de kullanır.Örneğin bir kere de 14 çocuk doğurduğunu söyleyerek tanrıçaya nispet yapan Manisalı Niobe'nin çocuklarını oklarıyla öldürmüştür.Çocuk doğururken ölen kadınlardan da Artemis sorumludur.Tanrıçanın zalimliği ile bir başka hikaye avcı Aktaion'la ilgilidir;Kentavros Kheiron'un yetiştirmesi Aktaion öyle yaman bir avıdır ki,Thebai bölgesinde onun üstüne kimse yoktur.Gurura kapıldığı için Artemis'ten üstün bir avcı olduğunu söylemiştir.Bu küstahlığa dayanamayan Artemis'te Aktaion'u geyiğe dönüştürmüş ve elli köpeğini de üstüne salmıştır.Parçaladıkları geyiğin efendileri olduğunu anlamayan hayvanlar uluyarak Aktaion'u aramaya koyulmuşlar.Sonunda Kherion'da onları avutmak için Aktaion'un heykelini yapmıştır.

    Bazı efsanelerde Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları elinde tutan Patnia Theron olarak gösterilir.Bazı destanlarda avcılık ve bakire nitelikleri de yer almaktadır.Artemis,Efes Artemisi'nde olduğu gibi kişiliğinde dişiliğinin üç aşamasını;yani kızlık,kadınlık ve analık aşamalarını birleştirir. Yunan Mitolojisinde Apollon güneşle,Artemis'de ayla ilgilidir.Bu yüzden Phoibe veya Selene adlarını almıştır.

    Artemis ve büyük aşkı Orıon

    Artemis günün birinde uzun boylu iri yapılı fakat çok yakışıklı bir avcı olan Orion'u görerek ona aşık oldu. Öyleki bir zamanlar kendi kendine aldığı evlenmeme kararını bile unutup bu yakışıklı avcı ile evlenmek istedi. Fakat Apollon kızkardeşinin bu dev cüsseli mahlukla evlenmesini uygun bulmuyordu. Kız kardeşini vazgeçirmek için çok uğraştı ancak Artemis onu dinlemedi. Kardeşinin Orion'a duyduğu sevginin ne kadar büyük olduğunu görüncede bunu kıskanmaya başladı. Ne söylerse söylesin kardeşi Artemis'i vazgeçiremeyeceğini anlayınca hileye başvurarak Orion'u ortadan kaldırmaya karar verdi.

    Birgün Orion denize girmiş yüzüyordu. Kıyıdan okadar uzaklaşmıştı ki, başı kara küçük bir nokta gibi görünüyordu. Apollon kızkardeşini yanına çağırdı, uzaktan görünen kara noktayı ona göstererek "Oraya kadar okunu gönderebilir misin?" dedi. Artemis heyecanla yayını hazırlarken o kara noktanın sevdiği erkeğin kafası olabileceğinin nerden bilecekti ki. Yayını çekti ve ok fırladı. Çok iyi nişancı olan Artemis'in oku tam hedefi vurmuştu ve Artemis bilmeden sevdiği erkeği başından vurmuştu. Bu ölüm onu çok üzdü günlerce bulutların ardına gizlendi gök yüzünde dolaşmaz geceleri yeryüzünü aydınlatmaz oldu. Sonunda bir gün babasının yanına giderek ondan Orion'u bir takım yıldız olarak gök yüzüne çıkarmasını istedi. Zeus'ta kızının bu arzusunu yerine getirdi.
  • 7 Mayıs 2007 519805 Hesiodos

    MÖ.8.yy.da yaşamış olan Hesiodos Yunan mitolojisinde Homeros'tan sonra ikinci en büyük kaynaktır. Hesiodos bir İyonya'lıdır, çobanlık yaparak hayatını kazanmıştır. Yazdığı iki büyük eseri 'İşler ve Günler' ve 'Tanrıların Doğuşu' (Theogonie) ile ün kazanmıştır. 'Tanrıların Doğuşu' adlı eserinde Tanrı soylarını saymış, tanrıların yetki ve şeref alanlarını belirlemiş ve kişiliklerini betimlemiştir. 'İşler ve Günler' adlı eserinde ise, Yunanistan'ın orta kesimindeki Boiotia bölgesinde çobanlık yaparak hayatını kazanan yılın çeşitli dönemlerinde ne gibi işlerin yapılması gerektiği ve bunların üstesinden nasıl gelineceği konusunda ayrıntılı bilgiler vermiştir.

    Hesiodos'un şiirlerini Homeros'unkilerden ayıran en büyük özellik ise, Homeros'un eserlerinde kahramanlığa ağırlık vermiş olması, Hesiodos'un ise daha fazla çalışkanlık erdemini işlemiş olmasıdır. Herodotos'a göre Homeros ve Hesiodos Yunanlılar için bir 'tanrılar sistemi' yaratmış, tanrılara ad ve lakaplar vermiş, onların görev ve yetkilerini sınırlamışlar. Tanrılar insan görünümüne bürünmüş, ambrosia ve nektar ile beslenmediklerinde insanlar gibi ölümlü olmuşlar. Homeros ve Heseidos'un eserlerinde ortak noktalar bulunduğu gibi bazı konularla ilgili yazdıklarını tamamen farklılık göstermektedir. Örneğin Gigantlar konusunda bu iki yazar bir türlü uzlaşamazlar; Homeros'a göre, Gigantlar bir halk topluluğudur, vahşilikleri yüzünden yok olmuşlardır. Hesiodos'a göre ise Gigantlar yerin ve göğün çocukları, parlak silahları olan savaşçılardır.

    Hesiodos'un ilk insanın yaratılması ile ilgili 'Soylar efsanesi' ilgi çekicidir. Bu efsaneye göre, insanlar altın soy, gümüş soy, tunç soy ve demir soy olarak sırayla yaratılmışlar. Yaratılan her soy bir öncekinden daha kötüymüş. İlk yaratılan ve en iyi insan soyu altın soydur. Altın soy insanları mutluluk ve huzur içinde yaşamış ve ölüp, insanları koruyan cinlere dönüşmüşler. Gümüş soy insanı onlardan sonra yaratılmış, tanrılara saygısızlık ettikleri için Zeus tarafından cezalandırılarak toprağın altına gömülmüşler. Daha sonra tunç soy insanı yaratılmış, hayırsız bir toplum ortaya çıkmış ve savaşarak kendilerini yok etmişler. Son yaratılan insan soyu demir soy insanı olmuş, hala sürmekte olan soydur. Efsaneye göre, bu son soy olmayacak, saygısız, zalim, savaşçı bir soy gelecek ve dünyayı savaş saracak, güçsüzler ölecek, güçlüler yaşayacak.

    Böylece Hesiodos şiirleri ile Yunan mitolojisinin gelişmesinde büyük rol oynamıştır...

    alıntı...
  • 25 Mayıs 2007 579108 Tanrıların hikayeleri Günümüze kadar güncelliğini koruyan sosyal toplumsal birçok olayın envanteri gibidir mitolojiyle ilgilendiğinizde sunu görebilirirsiniz; İnsan binlerce yıldır ego, aşk ve güç savaşlarının şekillendirdiği bir yaratık. Bu savaşların yöntemi değişse de öz de aynıdır. Mitolojinin psikanalizden tiyatroya, romanlardan sinemaya bir çok üretimde esin kaynağı olması da insan formlarını ve olayları çok iyi betimlemesinden kaynaklandığını düşünüyorum.
    Ve herkesin bir tanrısı var karakterimize en yakın gördüğümüz tanrıyı seçmemiz de şaşırtıcı değil ...


    Dionysos

    Günlerden bir gün Dionysos bir mağara kenarından üzümler toplamış ve onları ezerek altından yapılma bir kap içine sularını çıkarmış.

    O mağarada mayalanıp, şarap haline gelen bu sıvıdan içenler rahatlayıp, sorunlardan uzaklaştıklarını, neşelenip, gevşediklerini ,cesaretlerinin ve özgüvenlerinin o anlarda arttığını hissetmişler. Dionysos bu olay sonrası şarap tanrısı olarak tanınmaya başlamış
    benim favori tanrım
  • 25 Mayıs 2007 579201 mitoloji kitabım başucu kitabımdır,özel zevkim =) akşam eve döndüğümde yazacağım en sevdiklerimden bi kaçını ben de
  • 25 Mayıs 2007 579263 Adonis, Yunan mitolojisine göre, Afrodit'in aşık olduğu ölümlü bir erkektir.

    Suriye kralının kızı Myrrha, Afrodit'e yeterli derecede tapınmadığı için Afrodit tarafından cezalandırılır ve kıza asla baş edemeyeceği bir baba arzusu verir. Myrrha bir şekilde babası ile 7 gün 7 gece beraber olur (bazı kaynaklarda 40 gün 40 gece olarak geçer). Babası son gece birlikte olduğu kişinin kızı olduğunun farkına varır ve onu öldürmek ister. Tanrılar kıza acıyarak onu mersin ağacına dönüştürler. Ağacın gövdesinden 9 ay sonra ölümlülerin en güzeli olan Adonis dünyaya gelir.

    Afrodit görür görmez ona aşık olur ve onu saklaması için Persephone'ye verir. Persephone de delikanlıya vurulmuştur ve onu geri vermek istemez. İki tanrıça arasında kavga çıkar. Zeus araya karışır ve Adonis’in 6 ay Afrodit’in, 6 ay Persephone’nin yanında kalmasına karar verir. Adonis yeraltına girdiğinde yaz biter, kış başlar, yeryüzüne çıktığında toprakların bereketi tekrar gelir ve ilkbahar olur. Adonis avlanırken bir yaban domuzunun saldırısına uğrayarak ölür. Sonra ölümünden kendine pay çıkartan Afrodit, gider Zeus'tan onu geri vermesini ister.



  • 18 Haziran 2007 654723 Kadın Kaçırma Alışkanlığı

    Bu kadın kaçırma teması rastgele konulmuş değildir. Herodotos o dönemde kadın kaçırma alışkanlığının Fenikeliler'ce başlatıldığını pers kaynaklarına dayanarak yazar. Fenikeliler Kızıl Deniz’de Herodotos’un “denizimiz” dediği Akdeniz’e çıkınca deniz taşımacılığına iyiden iyiye ağırlık verirler, mısır ve asur mallarını yunan kıyılarına getirirler. Bu gelişmelerden birinde önemli bir olay yaşanır.

    Fenikeliler o dönemin en güçlü sitesi olan Argos’da mallarını beş altı günde satıp hemen hemen bitirdiklerinde Argos kralı İnakhos'un kızı İo arkadaşlarıyla kıyıya gelir, geminin yanında alışverişe başlar, o sırada Fenikeliler kızların üstüne atılırlar, İo ve birkaç kız yakalanır, öbürleri kaçarlar. Fenikeliler yakaladıklarını gemiye atıp Mısır’a götürürler. Daha sonra Yunanlılar da Fenike’ye giderler, Tir’de kralın kızını kaçırırlar, böylece iki toplum ödeşmiş olur. Ancak Yunanlılar bununla yetinmezler, Kolkhis kralı bir kahramanı Yunanistan’a gönderir, kızının verilmesini ister. Yunanlılar bu isteği olumlu karşılamazlar, gelene İo’nun kaçırılışını anlatırlar.

    Daha sonraki kuşaktan biri, Truva kralı Priamos’un oğlu Paris olanları öğrendiğinde Yunanistan’dan bir kadın kaçırmak ister, Helene’yi kaçırır. Yunanlılar Helene’nin geri verilmesini isteyince karşı taraf Medeia’yı anımsatır. Herodotos bütün bu bilgileri Perslerden aldığını sık sık bildirir ve bu olayları şöyle yorumlar: Bir kadını kaçırmak haksızlıktır ama bunun intikamını almaya kalkmak çılgınlıktır, ayrıca kadın istemedikçe erkek onu kaçıramaz.

    Yunanlılar kaçırılan bir kadın için büyük bir sefer düzenleyerek Asya’ya geçmişler, Priamos’un egemenliğine son vermişlerdir. Persler bunun üzerine Yunanlılara düşman olmuşlardır. Herodotos Truva savaşının gelişimini de efsaneye dayanarak anlatır. Zeus’un oğlu Paris’i hakem tutarlar. Paris Aphrodite’yi seçer, çünkü Aphrodite ona dünyanın en güzel kadını Helene’yi sözvermiştir. Paris, Menelaos’un karısı Helene’yi kaçırır ve Truva’ya kardeşi Agamemnon komutasında bir ordu gönderir. Mykenai kralı Agamemnon’un Truva kuşatması on yıl sürer ve çok zorlu geçer. Priamos’un oğlu Hektor bu savaşta öldürülür. Topuğundan yaralanan Akhilleus da savaşta yaşamını yitirir (Akhilleus yalnızca topuğundan yaralanabilir yaralanma tehlikesine karşı annesi onu bebekken topuğundan tutup Styks ırmağına batırmıştır.)

    Savaş Odysseus’un bir hilesiyle, içinde asker bulunan tahta atın Truva’ya sokulmasıyla kazanılmıştır. İo’nun kaçırılışına gelince Herodotos’a göre, o konuda Fenikeliler Persler gibi düşünmezler: İo geminin patronuyla Argos’ta işi pişirmiştir, gebe kaldığını anlayınca ailesinden utanmış ve kendi isteğiyle gemiye binmiştir....
1 2 3 4
Bu sayfaya kullanıcılar tarafından girilmiş olan tüm yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.
2yuz.com hiç bir şekilde yazarlardan, yazılanlardan sorumlu değildir.
Forum RSS iletişim 2006-2014 2yuz.com Tüm Hakları Saklıdır